Geri bildirim sanatını bilmek, hayatınızı kolaylaştırır!

2015-02-13 13:27:00

Havalar soğuk olunca eve kapanıyorum ve tam bir televizyon canavarı oluyorum. Elime zapzup aleti geçtiğinde bir anda 8 kanalı takip edebiliyorum. Kabul edin lütfen, bu bir başarı! Çünkü hepsini anlayarak izliyorum. Bu Tarz Benim yarışmalarında iki kanalı birden izliyorum. Gereksiz uzatma ve saçmalamaya başladıklarında hoooopppp! ben öteki kanala geçmiş dizi izlemeye başlıyorum. Bu arada ergenlik döneminde veya henüz geçmiş kızlarımızın olumsuz geri bildirim yağmuruna neden bu kadar hevesli oluşlarını düşünüyorum. Gerçekten ekran karşısında ben üzülüyorum onların yüzüne yüzüne gelen bu olumsuz enerjiden, onlar gerçekten iyi sabırlılar. Gerçi sabırlı da değiller; dinleme sanatından uzak kakafoni içerisinde geçiyor zaman. İşte o sırada bilmeden bana destek oluyorlar. Ben hopppppppppppppp diğer kanalda müzik dinlemeye geçiyorum. Eeee… söyleyin bu oldukça beceriklilik değil mi? Bu konuya çok önemli bir konuya dikkat çekmek için girdim. Konumuz: geri bildirim verme sanatı. Uzun zamandır değinmek istediğim bir konuydu. Çünkü tartışmayı bilmeyen bir ülkeyiz. Bakınız: tüm tartışma ve yarışma programları. 2004 yılıydı… NLP eğitimleri almaktaydım. Beyin dilini yeniden programlamayı  sağlayan bilgidir bu. Çeşitli aşamalarla ilerleyen bu bilginin temelinde ustaca geri bildirim vermek var. Bu bilgiye ulaşınca içimde umut tohumları yeşerdi. Temel eğitimde bilginin bir parçasını öğrendik, pratisyenlik eğitiminde hem uygulayıcı hem de temel eğitim verme hakkına sahiptik. Ve ardından gelen master eğitimiyle, bunlara ek  pratisyen yetiştirme iznine de sahip olduk. En son aşaması Tranier, yani eğitimcinin eğitimiydi. Yola çıkınca ilerliyorsun haliyle. Her şeyi öğrenmek istiyorsun. Eğ... Devamı

Social Inclusion Band grubundan" Herkes için Müzik!"

2010-03-31 15:08:00
Social Inclusion Band grubundan Herkes için Müzik! |  görsel 1
Social Inclusion Band grubundan Herkes için Müzik! |  görsel 2
Social Inclusion Band grubundan Herkes için Müzik! |  görsel 3

    Düşler Akademisi Babylon da Herkes için Müzik Yapmaya Devam Ediyor! Düşler Akademisi müzik atölyelerinde eğitim gören engelli ve sosyal dezavantajlı gençlerin, profesyonel müzisyenlerle bir arada sahne aldığı Social Inclusion Band in dördüncü konseri; Oriental Blues grubu LUXUS un gönüllü katılımı ile 21 Mart Pazar günü Babylon da gerçekleşti. Türkiye Vodafone Vakfı, Alternatif Yaşam Derneği (AYDER), Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Beşiktaş Belediyesi nin çapraz sektörel işbirliği ile fiziksel ve sosyal açıdan dezavantajlı gençlerin hayata katılımlarını kültür sanat yoluyla desteklemek amacıyla kurulanDüşler Akademisi farklı sanat dallarında verdiği ücretsiz eğitimleri sahneye taşıyor. Düşler Akademisi öğrencilerinin katılımıyla kurulan Social Inclusion Band müzik grubu, Babylon konserlerine hızla devam ediyor. Düşler Akademisi nde sanat eğitimi alan ve yeni kariyer fırsatları kazanan gençleri profesyonel sanatçılarla birlikte sahneye çıkarmayı hedefleyen Social Inclusion Band, Herkes için Müzik! sloganıyla yola çıkarak her konserinde farklı bir müzik tarzı ve değişik sanatçıların eşliğinde izleyicileriyle buluşuyor. 21 Mart Pazar akşamı Babylon da Blues konseptiyle gerçekleşecek konserde Social Inclusion Band a bu kez Luxus eşlik edecek. Oriental Blues grubu Luxus ile aynı sahneye çıkacak olmanın heyecanını yaşayan Düşler Akademisi öğrencileri, Social Inclusion Band konseri için hazırlıklarını sıkı bir şekilde sürdürüyor. İki grubun enerjilerini birleştirerek seyircilere geleneksel melodilere dayalı, yepyeni yorumlarla dolu farklı bir müzi... Devamı

"Huzurun ve Özgürlüğün benden başladığını farketmek ne harika!"

2010-03-31 14:57:00

Sevgili, uzun zamandır niye yazamıyorum ben?  Nilay diyor ki; "Bahar geldi, börtüyü, böceği yaz, aşkı, seksi, yaşamı, farkındalığı, olmadı beni yaz!" ...  Yeni tanıdım Nilay'ı, yazılarımdan okudu mu onu bilmem ama şunu biliyor; ben hep bunları yazıyordum zaten. Şimdi, "yaz", diyor başka bir şey demiyor. Hatta şu aralar aramıyor, yazmadığım için olabilir mi? Belki yazarsam arar diye yazmaya niyet ediyorum bugün.  Konu bulamıyorum desem, yalan!.. her an kafamda bir yazı akıp gidiyor sonsuzluğa... Algısı açık olana Hayat o kadar ilham dolu ki! "Huzur benimle başlar!"diye yazsam ya da "Huzurun ve Özgürlüğün benden başladığını farketmenin ne harika!" olduğunu yazsam... "Dışarı bakan hayal görür; içeri bakan uyanır" diyen Carl Jung'un deyişinin altına ben de bir güzel methiyeler döşensem... Yazacak ne çok şey var gördüğün gibi Sevgili, belli ki bir yerden başlamak lazım. İlhamın yoksa, yaşam amacın da yoktur derler ya, ya ilhamın çok fazlalaştıysa n'olacak? Bak şimdi... Daha dün, eski yazdıklarıma baktım, resmen içimde ne var anında dışarı çağlamaktaymış... yazdığımda, hele ki; bir de satırlarıma cevap aldığımda, resmen satırlar arasında sevgiyi paylaşmışım çok kez, o kadar çok Sevgili Sevgilim olmuş ki, hepsiyle birlikte yürümekteyiz hala. Çok şükür...  Geçen gün hayat konusunda takılıp bana danışmaya gelen, böylece hayatıma giren Sevgili Dost, kendisini sevdirdiğim için teşekkür eden bir... Devamı

"Gazete Reklamları Sayesinde Abonelerimizle Birebir Temas Kuruyo

2010-03-31 12:43:00

30.03.2010 Levent, İstanbul  "Ee ne var bunda?" deme Sevgili, ben her gün gazete okuyan, televizyon seyredenlerden değilim.  Yıllar önce küçük bir televizyonum vardı, 10 küsür yıl önce. Evime hırsız girmişti, almış, gitmiş. O günden beridir yok. Almadım. Kendi gündemim o kadar yoğun ki, o zaman bu zaman ülkenin ve hatta dünyanın gündemini uzaktan, sessizce takip etmekteyim.  Uzun zamandır yazamıyordum. Halbuki daha güne başlarken zihnime upuzun makale şeklinde harflerle akmakta mesajlar. Bir dışarı çıkıyorum, hepsi dağılmış. Allah'tan ilham kaynağı zengin, ertesi gün uyanırken bir daha akıyorlar. Bir haftadır düzenli gazete okumaya çalışıyorum, bir yandan da zihnim yazmaya başlıyor. Aynı anda. Kendimce yazma pratiği yapmaya  başladım.  Bu zamana değin gazete saatimi kuaföre gittiğimde yaşamaktaydım. Saçım başım darmanduman girerim içeri, otururum bir sandalyeye, hemen tüm gazeteleri masama koyarlar, yanına bir de güzel çay. Bir gömülürüm gazetelere; notlar alırım, ünlem, soru işaretleri, üç nota yanyana'lar...Sanki hepimiz hipnozda gibi işimizi dikkatlice yaparız. "Bitti" derler, kafamı bir kaldırırım ki gazeteden; çayımdan bir yudum bile almamışım daha; pırıl pırıl havalı saçlarım olmuş ama kafamın içi darmanduman!  Bana yoğunlaşmış gazete saati daral getiriyor besbelli ama gündemi de ucundan kıyısından takip etmem lazım. Hele o değişmeyen 3. Sayfa haberlerine dayanamıyorum artık. Dayanamam ama okurum. Daha iyi nasıl olabilir? diye düşünürüm. Bu sevgisizlik, eğitimsizlik nasıl olumluya çevrilebilir. Bazen bir de ne göreyim? 3. sayfa haberleri manşetlere taşınmış!... Devamı

Güler Pınarbaşı Soruyor: "Ya oldugun şey, sandığından çok fazla

2009-12-20 16:25:00

Istanbul, 15. Aralik 2009 salı, Gerçekten Sevgili, Bana yardım edersen sevinirim. Bir yerde okumuş, not almışım. Ama dün sabaha kadar dilime, kafam takıldı bu soru; "Ya oldugun sey sandigindan cok fazla ise!"... Uzun bir kış gecesinde uyutmadı bu düşünce vallahi!... Dün Amerikali Astrolog Gahl Sasson İstanbul'a gelmiş, gittim. 2005 yılında 3. Göz dergisi için kendisiyle röportaj yapmıştık. Hem "hoş geldin" diyeyim, hem bir adet dergi hediye edeyim, hem de 2010 hakkında yeniden röportaj yapayım istedim. Dergimiz 3. Göz' ü 2010'da çıkartma hedefi koyduk. Biraz yılan hikayesi gibi oldu ama n'apalım? Geç olsun, güç olmasın! Kolay iş değil, kendi yağınızla dergi çıkartmak, hele ki bu zamanda!... Şimdi size dün akşamdan biraz bilgi taşımak istiyorum. Güzel bir paylaşımdı. Gelemeyenler, duyamayanlar, hatta daha farkındalığın 'F'sinden haberdar olmayanlar için özellikle. Konu; İSİMLERİN GÜCÜ idi. Bizi oluşturan, tanımlayan her şey bir titreşim. Gahl; "Siz, isminize kendiniz karar verdiniz" diyor. "Annenize, fısıldadınız. Çünkü annenizle bağlantıdaydınız, dolayısıyla aynı rüya içindeydiniz. Babanızla da!..."Ne yalan söyleyeyim, ilk oğlumun doğumundan sonra ailedeki isim koyma gecesinin benim için krize dönüştüğünü düşününce içime tam oturmadı bu bilgi. Anadolu da her evin evlenen ilk oğlu, ya da tek oğlu, sanki Allah'ın emri; babasının ya da anasının adını koymak zorunda çocuğuna. Adına saygı, gelenek ne denirse densin bence çok yanlış bir uygulama... Hala da uygulanıyor ne yazık ki! Örneğin, ölmüş birinin ismi verilmişse size; olası veya olacak travmalarınız için şimdiden geçmiş olsun diyordum! Meğerse bunun da bir anlamı varmış. Elimizde değil, bebek kendisi seçiyormuş. Neden? Çünkü isminizle yaşamda bağlantı kuruyorsunuz, bu yüzden isim gerçekten çok önemli. Dolayısıyla ismimiz sadece kim olduğumuzu değil, nereden geldiğimizi de söylüyor. Eğer mümkünse ismimizin nereden geldiğini araştırmamızı öneren Gahl, hayatım... Devamı