"Verirken çok rahatım ama alırken utanıyorum", "İsteyemiyorum",

2015-02-13 15:27:00

İlham perilerim geldi. Sabahları uyanırken yazı cümle cümle akıyor kafama...   Şimdi paylaşacağım 'Para Sevgidir' başlıklı seminerime gelenlerin en büyük derdi; "Verirken çok rahatım ama alırken utanıyorum", "İsteyemiyorum", "istemekten utanıyorum"...vb. Yani alma- verme dengesinde bozukluk... Yaptığımız bilinç dışı yolculuklarında fark edilen şu; ailemizin küçükken öğrettiklerinde ki etki... Örneğin; Katılımcı 5 yaşına giderek, bakkaldaki önde cazibeli duran şeker, oyuncak, çikolata gibi ürünleri toparlaması... "Onları alacak paran var mı?" diye sorduklarında da, "O ne?" diye bakması... Anlayınca da pek utanması... İşte böyle bu olayın tüm yaşantısına sorun olarak yansıması... O zamanlar da, ailenin tam da terbiye vermesi gerektiği zamanlar. Ve gelecekte hayatımıza ot tıkadığı zamanlar smile ifade simgesi Utanç duygusu ile eşleştirdiğin parayı sever miydin sen? Bir de, alırken de, verirken de o duygun tetikleniyor ise? Olsun... Canları sağ olsun. Hayat hikayeleri böyle böyle yazılıyor işte smile ifade simgesi Bu arada ben Para Sevgidir çalışmasında "nasıl para kazanılır, nasıl zengin olunur; nerelere yatırım yapılmalı? konusunu anlatmıyorum. Başka yerde, başkaları anlatıyor bunu. Bilsem, ben zengin olurdum zaten! smile ifade simges Ben, olayın +, - duygu kısmındaki farkındalıklarıyla ilgiliyim. Çünkü madde dünyasının sembolü PARA ile mana dünyasının sembolü SEVGİ konusunda neyi nasıl anlamışız diye bakarak, şimdiki doğrularınızı fark etmenizi sağlıyorum. Gereksizleri atıyor, gereklileri oluşturuyorsun. Yani ben, PARA'da ve SEVGİ' de Dünya ve Öte Dünya yaşamını anlatıyorum. Fark ettiğim kadarıyla tabii smile ifade simges İçimdeki Öz, İ... Devamı

Onun ayakları ısındı, benim de kalbim ...

2015-02-13 14:14:00

Dün n'oldu?  Attım çantama çorapları. Bir kaç tane benim, bir tane de oğlumun çekmecesinden aşırmaca... Küçük çocuklar için de çarşıdan almayı aklıma koymuşum... Gidiyorum Para Sevgidir seminerime... Metrobüse inerken bir genç adam; - "Abla açım, kaç gündür mideme bir şey girmedi..." Baktım ayaklarına dizine kadar sıyrık pantolonu. Hasta mı? diye iyice baktım değil. Önce sevgiyle para vereyim dedim, sonra geçen gün metroda gördüğüm 7 aylık Suriyeli bebek gibi ayaklarını birbirine ovuşturup ısıtmaya çalışışını gördüm. Hava da fena soğuk. -"Al" dedim. (Sevgiyle tabii smile ifade simgesi  - "Allah razı olsun" dedi çocuk da. Sonra metrobüse giderken mide mi önemli, ayak mı? soruları düştü kafama. Çocuk açım diyordu, ben para yerine çorap verdim. Aşağı indim arkamı döndüm, baktım. Çorabı kenara koyup "Açım abla, açım abi, n'olur?" diye devam ediyor mu? diye... Baktım ki, genç adam yok. Gitmiş. Çorabını giymeye gitmiştir diye umdum. Sevindim. Şimdi onun ayağı ısınırsa kan beynine gider, çalışmak aklına gelir. Gerçi kolay da değil, sokaklarda ne nitelikli insanlar iş bulamazken onun bulması. Dipten yukarıya çıkmak için illa bir el uzanması lazım... İster para, ister fırsat, ister çorap uzatsın!.. Dua ettim. Allah'ım ayakları ısınsın, kafasına kan gitsin, cebinde 3-5 lirası olsun, gitsin bir çorba içsin... Ayağı sıcak, kafası rahat, midesine sıcak bir şey giriyor. içerken düşünsün... Bana ettiği duayı, kendine de etsin. Allah'ım yollarını aç. kısmeti bol olsun. Amin heart ifade simgesi ...... Devamı

Bu Tarz Benim değilse; İşte Benim Stilim mi?

2015-02-13 13:37:00

Şimdi eski ismi Bu Tarz Benim, yeni ismi ile İşte Benim Stilim’i izliyorum. Aklıma fi’ tarihinde bir çanta dükkanına gittiğim gün geldi. Dükkan markaların sahtelerini satıyordu. Yarı fiyatının en minimum fiyatına alabiliyordun. Ben alırken illa ki araştırırım. Kanımda gazeteci ruhu var ya; Ondan. Aynısının tıpkısı olan çantalar nasıl bu kadar ucuz oluyordu? Tezgahtar da pek  konuşkandı maşallah. Söylediğine göre; yılda bilmem kaç bin dolarlık davalar açılıyormuş, ona rağmen vazgeçmiyorlarmış üretimden. -          “Neden?” diye sorduğumda, -          “Açılan milyarlık davalardan daha fazla kazanıyoruz da ondan” dedi. Yani böylesine büyük davalar açılması taklit marka üretiminden vazgeçirmiyordu şirketi.   Geçenlerde gazetede okudum. ‘Bu Tarz Benim’ yapımcıları kanal değiştirmek istemiş, Show TV’de tutmuş programı vermek istememiş haliyle. Ve dava açmış bu ismin kullanılmaması için. Dava sürmekteymiş. Ve iki kanalda da, aynı isim de program, aynı tarz jürisiyle; (modacılar, Türkçesi kırık yabancı gelinler  falan filan),  aynı içerikte, aynı tarz kavgalarla devam etmekteydi. Öğretici yanı da vardı: ne giymeliyim, ne giymemeliyim, neyi neyle uydurmalıyım…  Allah’tan aralarda reklam arası var da ben ikisini birden seyrederek gelişiyorum (!) Bugün programın isminin değiştiğini duyunca aklıma bu anım geldi. Ve aktı aklıma deli sorular; bazılarına cevapları da geldi hatta . Röportaj yaptığımı düşündüm ve işte ilgililere sorularım:  ‘Bu Benim Stilim’  adı en başında koymak kimsenin aklına gelmedi mi? Ki; o kadar yaratıcı ekip vardır herhalde! Bu tarzla p... Devamı

Sevginin iyileştirici gücü!

2015-02-13 13:33:00

Karanlıktan Aydınlığa yürürken Sevgiyi hissetmek gerek!   29 Ocak 2015 Perşembe akşamı,  eve gitmek için Levent Metro'da indim. Kapıdan çıktım tam ilerlerken, yere upuzun uzanmış birini gördüm. Malum, başı kalabalık. Sağlık sorunu yaşıyor belli ki. Bir şey yapabilir miyim diye ben de ilgilendim. Genç bir çocuktu. Kendinden geçmiş ve kendi sıvılarına bulanmış. Başını kaldırmaya çalışırken gördüm ki, henüz 20 yaşında bile değil! Görüntü, başında olan hepimizin İçi cız etti valla... Ne yapacağımı şaşırdım. Birkaç güvenlik görevlisi ile yakından ilgilenen bir kadın vardı. Akrabası değildi kadın ama belli ki bir anneydi! Uzaktan bakmaktan başka da bir şey yapamadım. Orada durmak da zordu, bırakıp gitmek de!.. Cuma akşamı tv8' de Hülya Avşar denk geldi gözlerime. Ve konuğu geçtiğimiz yılların güzellik kraliçelerinden Senem Kuyucuoğlu. Güzel kızmış gerçekten. Boy, pos, zarafet. Genelde Hülya Avşar’ı bugün ne giymiş, saçını nasıl yaptırmış, makyajı nasıl diye izlerim. Peki, konuğu kim, o ne giyinmiş? Neler diyecek acaba? Diye de. Bol kahkahalı ve içeriksiz ise vız gelir, tırıs geçerim. Ben yine bu araştırmalarımı yaparken bu kez başka bir şeye takıldım. Hülya, önce program yapan bir sunucuydu, güzeldi her zamanki gibi. Sonra dönüşmeye başladı, daha da güzelleşti. Senem ise, sürekli gülerek kendini anlatıyordu. Biraz fazla gülmüyor muydu? O gülüşün ardına baktığımda biraz ürkek, çokça kırgın, yorgun bir çocuk görüyordum. Yok olmuş uzun süredir, kimse onu bulamıyormuş, sürekli telefonunu değiştiriyormuş… Ama neden? Takıldım kaldım. Başta konuyu anlamadım. Sıkı bir magazin takipçisi değilim. Ama dinledikçe hemen ... Devamı