Onun ayakları ısındı, benim de kalbim ...

2015-02-13 14:14:00

Dün n'oldu?  Attım çantama çorapları. Bir kaç tane benim, bir tane de oğlumun çekmecesinden aşırmaca... Küçük çocuklar için de çarşıdan almayı aklıma koymuşum... Gidiyorum Para Sevgidir seminerime... Metrobüse inerken bir genç adam; - "Abla açım, kaç gündür mideme bir şey girmedi..." Baktım ayaklarına dizine kadar sıyrık pantolonu. Hasta mı? diye iyice baktım değil. Önce sevgiyle para vereyim dedim, sonra geçen gün metroda gördüğüm 7 aylık Suriyeli bebek gibi ayaklarını birbirine ovuşturup ısıtmaya çalışışını gördüm. Hava da fena soğuk. -"Al" dedim. (Sevgiyle tabii smile ifade simgesi  - "Allah razı olsun" dedi çocuk da. Sonra metrobüse giderken mide mi önemli, ayak mı? soruları düştü kafama. Çocuk açım diyordu, ben para yerine çorap verdim. Aşağı indim arkamı döndüm, baktım. Çorabı kenara koyup "Açım abla, açım abi, n'olur?" diye devam ediyor mu? diye... Baktım ki, genç adam yok. Gitmiş. Çorabını giymeye gitmiştir diye umdum. Sevindim. Şimdi onun ayağı ısınırsa kan beynine gider, çalışmak aklına gelir. Gerçi kolay da değil, sokaklarda ne nitelikli insanlar iş bulamazken onun bulması. Dipten yukarıya çıkmak için illa bir el uzanması lazım... İster para, ister fırsat, ister çorap uzatsın!.. Dua ettim. Allah'ım ayakları ısınsın, kafasına kan gitsin, cebinde 3-5 lirası olsun, gitsin bir çorba içsin... Ayağı sıcak, kafası rahat, midesine sıcak bir şey giriyor. içerken düşünsün... Bana ettiği duayı, kendine de etsin. Allah'ım yollarını aç. kısmeti bol olsun. Amin heart ifade simgesi ...... Devamı

Sevginin iyileştirici gücü!

2015-02-13 13:33:00

Karanlıktan Aydınlığa yürürken Sevgiyi hissetmek gerek!   29 Ocak 2015 Perşembe akşamı,  eve gitmek için Levent Metro'da indim. Kapıdan çıktım tam ilerlerken, yere upuzun uzanmış birini gördüm. Malum, başı kalabalık. Sağlık sorunu yaşıyor belli ki. Bir şey yapabilir miyim diye ben de ilgilendim. Genç bir çocuktu. Kendinden geçmiş ve kendi sıvılarına bulanmış. Başını kaldırmaya çalışırken gördüm ki, henüz 20 yaşında bile değil! Görüntü, başında olan hepimizin İçi cız etti valla... Ne yapacağımı şaşırdım. Birkaç güvenlik görevlisi ile yakından ilgilenen bir kadın vardı. Akrabası değildi kadın ama belli ki bir anneydi! Uzaktan bakmaktan başka da bir şey yapamadım. Orada durmak da zordu, bırakıp gitmek de!.. Cuma akşamı tv8' de Hülya Avşar denk geldi gözlerime. Ve konuğu geçtiğimiz yılların güzellik kraliçelerinden Senem Kuyucuoğlu. Güzel kızmış gerçekten. Boy, pos, zarafet. Genelde Hülya Avşar’ı bugün ne giymiş, saçını nasıl yaptırmış, makyajı nasıl diye izlerim. Peki, konuğu kim, o ne giyinmiş? Neler diyecek acaba? Diye de. Bol kahkahalı ve içeriksiz ise vız gelir, tırıs geçerim. Ben yine bu araştırmalarımı yaparken bu kez başka bir şeye takıldım. Hülya, önce program yapan bir sunucuydu, güzeldi her zamanki gibi. Sonra dönüşmeye başladı, daha da güzelleşti. Senem ise, sürekli gülerek kendini anlatıyordu. Biraz fazla gülmüyor muydu? O gülüşün ardına baktığımda biraz ürkek, çokça kırgın, yorgun bir çocuk görüyordum. Yok olmuş uzun süredir, kimse onu bulamıyormuş, sürekli telefonunu değiştiriyormuş… Ama neden? Takıldım kaldım. Başta konuyu anlamadım. Sıkı bir magazin takipçisi değilim. Ama dinledikçe hemen ... Devamı

İnsanların krizleri ekonomilerinde mi yoksa zihinlerinde mi? diy

2009-06-23 09:56:00

"Eğer İsa'nın yaşamının trajedisinin çarmıhta son bulduğunu, Mesih yaşamının mutluluğunun yeniden dirilişle birlikte başladığını ve her yaşamın hedefinin çarmıh değil, yeniden diriliş olması gerektiğini bir görebilseydiniz!.." 99'dan... Yıllar önce okuduğum bir satırı daha sonraki farkındalık bilincimle yeniden okuduğumda yeni algımın bana taşıdığı bilgi gözlerimi faltaşı gibi açıyor. Bu konuya muhakkak gireceğim. Yukarıdaki satırları okuduğumda içimde uyanan öngörüyü paylaşmadan önce sizde de bir şey uyandırır mı diye önceden paylaşmak istedim Sevgili. Üzerine belki düşünür, paylaşırsınız benimle... Bu hafta BİZ'de neler var?  Hipnoz konusunda sohbete ve bireysel danışmanlıklara devam ediyoruz. Benim için önemli olan bu bilgiyi doğru bilmekte ve hayata almakta, geçmişin gereksiz valizlerini bırakmakta fayda var. NLP ve Yaşam Koçluğu hakkında da tüm sorularınızın doğru cevapları bizde. Yani Kırmızı'da...  (Fazla iddialı bir reklam oldu sanki :) Ne öğrenmek istiyorsanız sorabilirsiniz? 23 Haziran saat 19.00 da başlayacak olan 'NLP ve Koçluk' eğitiminin ilk akşamı bunun için çok uygun. Bana ve hatta tüm ekibimize sorularınızla öğretecekleriniz için şimdiden teşekkürler...  (www.kirmizidanismanlik.com.tr) İnsanların krizleri ekonomilerinde mi yoksa zihinlerinde mi? diye düşünür oldum son zamanlar.. Bu konuda da ne düşünüyorsunuz acaba, çok merak etmekteyim...   Geçen ay uzun yıldır kurduğum bir hayali gerçekleştirmek için ne kadar zaman geçirdiğimi görünce şaşırdım. Zaman meğerse ŞİMDİ imiş. Bana 15 gün izin verin de hayalimi gidip bir gerçekleştireyim ve sonrasında ballandıra ballandıra anlatayım... Benim bu hafta akşamlarım dolu Sevgili, bir sonraki haftam da... Devamı

"Yaşamak, insan İç Sesi'ni dinlemeyi reddedene dek zor bir ş

2009-06-16 22:11:00

"Yaşamak, insan İç Sesi'ni dinlemeyi reddedene dek zor bir şey değildi. İnsan yeniden doğup o İç Sesi dinlemeyi öğrendiğinde geçimini sağlamak için çalışıp, çabalamayı bırakacak, sadece yaratmanın mutluluğu için çalışacaktır. O yaratmanın mutluluğu içine girecek ve Rabbin Yasası ya da Allah'ın Sözü ile yaratacaktır! O'nun sözü ile özünü keşfetmiş insanın herşeyi seven ve herşeyi saran özü- esası üzerinde hareket edebileceğini ve zihninde tuttuğu her ideali tezahür ettirebileceğini görecektir..."  100'de... SEÇİM BİZİM! Kendimi gösteriye çıkacakmış gibi heyecanlı hissediyorum şimdi. Acaba diyorum dün yazdigim mektupla kimleri kızdırdım, kimleri dürttüm, kimlere "saçmalamış" dedirttim, kimler başlığından ürküp mektubun içini açıp enerjisini almadan, okumadan sildi, gitti, kimler okudu, kimler üzerine düşündü, kimlere yaşamındaki eşzamanlı olaylar hakkında bilgi götürdü de kimler sorguladi bir daha hayatını?  "Haydi Güler" dedim, "ol bakalım şimdi kanser, hadi bakalım kolay gelsin!"  Çok basit biliyor musun kanser olmak Sevgili. Hele ki şu içinde bulunduğumuz dünyada. Yediklerimiz, içtiklerimiz, iyi olalım diye kullandığımız, güzel olalım diye, lezzet alalım diye içtiğimiz herşey de bir miktar kansorejen maddelerle böyle düşünmeye bile gerek kalmadan kanser edebiliriz kendimizi. Diyelim olmadık, yaşamı algılayış biçimimiz bilgeliğe girmediyse henüz, düşüncelerimizi her ne hal içinde olursak olalım olumlu da tutma alışkanlığımızı geliştiremediysek alın size en ala olma yöntemi! Kanser en bilindik hastalık etiketi diye aldım ve diğer hastalıklar işte! Benim hayatım uzun zamanlar hastalığa kapalıydı ya, son zamanlar da bir ka&cc... Devamı

Bugün, özellikle bugün varolan tüm canlılara iyi davran.

2007-07-27 16:57:00

Sevgili,  Evrensel Yaşam Enerjisi, Reiki'nin bugüne düşen 3. kuralı: "Bugün, özellikle bugün varolan tüm canlılara iyi davran" ı incelerken "Varolan bütün canlılar" acaba neleri kapsamakta diye düşünmeye başladım.  Aklıma hemen hamamböceği adıyla nam salan karaböcüklerle yıllarca süren iletişim çabam geldi. 41 yıllık hayat deneyimlerimi Farkındalık Öncesi- (FÖ)- ve Farkındalık Sonrası- ( FS) diye iki bölümde düşünecek olursak önce FÖ- Farkındalık Öncesi'ne bir bakmak lazım derim.  Şimdi FÖ. zamanımın ilk döneminde hamamböcekleri korkulu rüyamdı. Onlar beni, ben onları gördüğümde hemen donup kalırdık. Sanırım ikimizde birbirimizden korkar, karşılıklı titreşerek bir etkileşim içine girerdik. Ben onlara bakamazdım bile ama yaşasın, birileri benim için onları her zaman öldürebilirdi. Her evden de böylesi bir cani çıkardı zaten.  Sonra FÖ'nün ikinci bölümünde onlara karşı evde beni koruyacak bir cani kalmadığı için kendi korumamı kendim üstlenmek zorunda kaldım. Ya hızlı olan odayı terk ediyordu, yada güçlü olan bir diğerini öldürüyordu. Boy ve pos olarak ondan iri olsam da, sonuçta olduğum yerde dona kaldığım için o minnacık hamam böcüğü her zaman galip geliyor, beni korkudan bin kere öldürüyordu...  FÖ'nün üçüncü aşamasında ise, ondan daha büyük olduğuma güvenip, cesaretimi kuşandım ve ben onu öldürmeye başladım. Canilik bulaşıcıydı sanırım. Havasına girmiş insafsız bir cani olmuştum işte! Her akşam eve geldiğimde bir hamam böceği beni kapıda karşılıyordu ve ben de onu öldürmeden eve girmiyordum. Bu konuda korkum o boyuttaydı ki, eğer ben onu öldürmezsem gece kolonisini toplayarak gelecek ve heryerden çıkacaktı. Sonra farkettim ki bu her gün oluyordu, aman tanrım kabus gibiydi!  Sonra Farkındalık dönemine girdim. İşte o zaman öldürmek veya korkmak arasında kalıp, büyük bir ikilem yaşadım.   ... Yalnız yaşıyordum ve illa bunun bir çaresini bulmalıydım. Önce öldürmeye devam ettim... Ve bir gün banyoda kapkara b... Devamı