Bu yazım plaza yaşayanlarına gelsin...

2015-03-20 02:15:00

Gelip, gidip, dolaptaki dün yaptığım yoğurda bakıyorum. Aklımda geçen düşünce de şu: 

- "Ne zaman vazgeçtim bu tattan, bu lezzet de yoğurt yapmaktan acaba?" 
Son 3 aydır kendi yoğurdumu evde yapıyorum ve dışarıdaki yoğurtları yiyemiyorum. Lezzeti bi' garip geliyor :) 
 
Hayatım ne kadar hızlı ve yoğunmuş ki, bu kadar basit ve lezzetli bir şeyi yapmayı ötelemişim... 
 
Ki, ben küçük bir şehir çocuğuyum. (Karaman) Annem hala yoğurdunu kendi yapar. Bazı iyi alışkanlıklarımızdan uzaklaştırılmak için ardındaki tuzakların düşünülesi ne vahim bir durum! 
 
Geçen hafta sonu olan Zihin, Beden, Ruh Fuarı'nda şunu farkettim. Ziyaretçiler yeni bir kitleydi, katılımcılar da yeni. 2000 yılından bu yana birlikte yol aldıklarım eğitmen, işletmeci olmuştu çoğu. Elden ele geçmişti bilgi. Katılımcı sayısında çoğunluk yine kadındı. Yaş ortalaması 35... Gördüğüm manzara, çoğu plazada yaşayan sıkışmış kalmış enerjilerdi. Sorularından belliydi durum. Hatta şöyle bir tanımlama ile dile getiriliyorlardı. "Plaza da yaşayanlar", "Plazalılar"... Pleidesliler gibi :) 
 
İşletmeci ve eğitmenler de, önce kendi iç karışıklıklarını çözmek için giden, sonra öğrenimlerine, kariyerlerine, güvenli iş olanaklarına rağmen o konforlu alandan çıkmaya karar veren, istifayı basanlardı. Önce şaşkındılar muhtemelen ama şimdi mutlulardı. Girdiğim seminerler de önce kendi hikayelerini anlatıyorlardı. Yıllar önce ben de öyleydim. Çok benzer şeyleri yaşamışız. Bir değişiklik ben plazaya giremedim hiç! Çok istemiştim oysa ki!, 
 
Bir plaza kadını olsaydım mesela, ince topuklu, takım elbiseli, kariyer merdivenlerinden çıkıp, başarılı imzalar atıp, sürekli diyet yapıp (bir iki kilo fazlalıkla mücadele ederken geçseydi ömrüm!
 
Olmadı, olamadı ne yazık ki! Sebebi de elektrik çarpıyordu beni...Fazla elektrikliydi oralar. Görüşmeye gittiğim de iç geçirsem de nevrim dönüyordu, dışarıda iyileşiyordum!..
 
En önemlisi de sisteme dahil olamıyordum. İşten atıyorlardı beni. Ohhh diyorlardı muhtemelen ardımdan. Annem hep maaşım belli olsun, yorganıma göre ayağımı uzatayım istedi ama heyhat! Ruhum bunu hiç istemedi!..
 
 
Mutsuz olanlar, mutlu olmak isteyenler
Durumla yüzleşenler ve göze alanlar... 
Ne istemediklerini bilenler, 
ne istediklerine odaklananlar! 
Yolda olanlar, 
Yola çıkmaya hazırlananlar!
 
Öğretenler!
Ve onları dinlemeye gelen yeni öğrenciler... 
Hepinizi kutluyorum... 
İş'te Farkındalık... 
 
Ben de onlardan biriydim. 2000 yılında bir hikayem bitti, yenisi yazılmaya başladı. Ruhumun yaşamak istediği. 3. Göz Dergisi'de bu hikayesi olanların paylaştığı alandır... Bu yüzden sürekli 3. Göz Dergimizi hepinizin farkındalığına sunuyorum. Fark edelim ki, farkındalıksızlığımıza döşenmiş tuzaklardan korunalım... 
 
Hepinizi güzel gözlerinizden öpüyorum...
İçimdeki Öz, içinizdeki Öz'ü selamlar
 
Okuyun, 3. Göz sayfamızı da beğenin bi' lütfen... teşekkürler...
 
 
 http://3gozdergisi.com/3.goz.html
 

22
0
0
Yorum Yaz